IAMX - Lulled By Numbers
dünya elime bir geçse, o kadar yorulmuş olacağım ki; insanlarının arkasını toplamaya çalışmaktan, ona hazırladığım tüm cümleleri unutacağım.
tüm suçlar zaman aşımına uğrayacak.
tüm kötüler serbest kalacak.
iç yüzümüzde başrolleri iki kişi paylaşacak.
dudaklarımız aralandığında konuşan biz değil gurur ve gösteriş,
sevdiğimizle sevişen bir başkası olacak.
egomuzu besleyen tüm mide bulandırıcı yiyecekleri,ihtişamlı bir sunum ile önümüze getirdiğinde,
kendi acı çığlıklarını duymayacak,kıvranışlarını hissetmeyecek,
tek hissettiğin dünyanın değil insanların ve sahteleşmiş bizin ikimize yaşattıkları olacak…
Bazen seninle ilgili şeyler hayal ediyorum.
Gittiğimden beri gözlerinde gördüğüm o hüznün genetik bir tesadüf olmadığını hayal ediyorum.
Yanına gelip sana yazdığım bütün mektupları çantamdan çıkarıyorum. Görüyor musun; beş dakikada hayatımı sığdırabildiğim ellerine, yıllarca uğraşsam da mektuplarımı sığdıramıyorum.
Bazen yüzünden boynuna doğru uzandığım olmuyor değil. Önce, yokluğumda aynı yere uzanmış bütün kadınların pis kokularını saçlarımla süpürüyorum teker teker. Ardından parfümünü aralayıp teninin kokusunu çıkarıyorum kendime.
Seni aldattığım için duyduğum pişmanlığı hatırlamıyorum. Hiçbir terk edişimi, geri çevirişimi; hissetmiyorum. Salıncaklar var ve çocukluk hatıralarımla aynı yerdesin.
Seni hayal ediyorum. Ama sessizsin.
Şarkılar hariç, sakinsin.
Zamanın hakkı var, seni bu şehre terk etmeliyim artık.
gökçeadadan damla sakızlı kahvelerle sevgiler.
bazen bir boşlukta olduğumu düşünüyorum.
hayal etmiyorum.
yaşıyormuşum gibi oluyor.
mesela bir şeyler anlatmak istiyorum. konuştuklarımı anlamıyorlar çünkü aynı lisanı konuşmuyoruz. kendimi ifade edebilmenin yollarını arıyorum. kulak veriyorlar ancak bu kez de yanlış anlıyorlar.
size de oluyor değil mi böyle? inançla, inatla söylemek istediklerinizi anlamamakta direnenler çıkıyor karşınıza. her şeyin en mantıklısını, en doğrusunu bildiğini sananlar, zekalarına toz kondurmayanlar ama gerçekte kulakları ya da daha doğrusu zihinleri tıkalı olanlarla karşılaşıyor musunuz yaşamınızın içinde?
ben bunu sık sık yaşıyorum.
bazen o boşlukta kaybolacak gibi oluyorum. o anlarda beni bulabilecek, en azından söylediklerime kulak verebilecek birini istiyorum.
bir an geliyor olduğum yerde mutlu olduğumu hissediyorum ya da böyle teselli ediyorum kendimi. bazen tam da aradığım gibileri geliyor yanıma. içimde biriktirdiklerimi anlatıyorum bir çırpıda. gitme ihtimallerini aklımda bulundurup, hızlı hızlı sıralıyorum aklımdakileri. peş peşe sıraladığım için cümlelerimi anlamak isteseler bile anlayamadıklarını fark ediyorum.
ben kendimi ifade etme konusunda çok mu beceriksizim, ya da çok mu zeki, çok mu sıradışıyım diye soruyorum kendime. kendi iç savaşıma dönüşüyor bu iç sesler. tükeniyorum ve yine susuyorum.
bazen hep o boşlukta olacağımı düşünüp, ölümü bekliyorum.
bazen de hiçbir şeyi umursamayıp, böyle kendi kendime konuşuyorum. bakmayın söylendiğime çünkü, ben bu boşluğa her düştüğümde aslında hep kendime yeni bir ben katarak fazlalaştığımı biliyorum.
sanırım küçükken yere döktüğümüz kırıntılar yüzünden geliyor bunlar başımıza. anne şevkatine alıştığımızdan da olabilir. vızır vızır işleyen bir yoldan karşıya geçerken arandığımız o eli ancak bunlar açıklayabilir.
acı bir şey söyleyeyim mi? artık sadece şarkılardan duyacağız o güzel sözleri. kavrayamadın mı hala? zaman geçiyor ve hislerimiz ölüyor.